Haber

Selahattin Demirtaş’a 6,5 ​​yıldır hiçbir mahkûm ulaşamadı

Karar gazetesinin 21 Nisan 2023 tarihli sayısında Selahattin Demirtaş ile görüşmesini kaleme alan Avukat Figen Çalıkuşu, “7 yıldır bu cezaevinde olan Demirtaş bu süre boyunca hiçbir tutukluyla görüşmedi. ‘Olağanüstü önlemler mi yoksa başkasının olmadığı bir hapishane’ sorusu yanıtsız kalıyor.” ifadeleri kullandı.

Çalıkuşu, ‘Demirtaş’tan mesaj var’başlıklı yazısı şöyle:

Savcı, dosyasının uygun olduğunu bildiğim Kobani Davası’nda farklı suçlardan 36 müebbet ve ağır cezalar talep edince Cumartesi günü durumu kendisinden dinlemek istediğim için Selahattin Demirtaş’ı ziyarete Edirne Cezaevi’ne gittim.

Ayrıca BABA’ya son kitabı için teşekkür ederken, yine bahsettiğim yeni çıkan “101 Soruda 15 Temmuz Mahşeri” kitabımı da aktarmak istedim.

Edirne F Tipi Cezaevi, şehrin dışında, kırsal bir ovanın ortasındadır. Bildiğim diğer F Tipi hapishanelere de benzemiyor. Farklı kuralları vardır. Mesela tekil ayların 2.haftasında mahkûmlara kitap veriliyor.

Demirtaş’la görüşürken kalemimi bile tuttular. Bir kalem ödünç aldılar.

7 yıldır bu cezaevinde kalan Demirtaş, bu süre boyunca hiçbir mahkumla görüşmedi. “Olağanüstü önlemler mi yoksa başkaları olmayan bir hapishane mi” cevapsız bir soru olarak kaldı.

Morali yüksekti. Bir avukat olarak davadaki usulsüzlükleri bana uzun uzadıya anlattı. Cezaları bitti ama bu davadan tutuklu.

Yargı o kadar politize oldu ki ciddiyeti kalmadı. Nitekim Demirtaş da savcının görüş istediği duruşma gününü çok sıradan bir gün olarak değerlendirmiş, hatta eşi Başak Demirtaş’a çiçek göndermeyi daha çok önemsemişti.

“Yarının Türkiye’sini nasıl inşa ederiz” sorusuyla her şeyden çok Demirtaş’ı gördüm. Konuşmayı ve analizlerini konuşarak pekiştirmeyi tercih ediyor gibi görünüyor.

Kendisinden Karar’ın okuyucuları için mevcut siyasi durumun yazılı bir değerlendirmesini istedim. O göndermedi.

İçerideki ve dışarıdaki tüm okuyucuların bayramını kutluyor ve kendisine teşekkür ederek metni yayımlıyorum.

Türkiye büyük toplumsal değişimlerin arifesindeyken seçime gidiyor. Değişim tabandan, gençlikten başladı ve gümbür gümbür geliyor. Baskı ve zorbalıkla değişimi engelleyen Erdoğan rejimini tam da bu anda mağlup etme fırsatı bulunca muhalefet partileri destek kazandı.

Şunu söylemek istiyorum: Siyaset ya da siyasi liderler, Türkiye’de değişimin başlatıcısı ya da öncüsü değil. Değişim tabandan başladı ve muhalefeti bugünlere getirdi.

Bu değişim dalgası, değişim arzusu o kadar büyük ve acildir ki, toplum muhalefetin yaptığı tüm hataları tolere edebilir ve muhalefetin eksikliklerini yutabilir. ‘Erdoğan gitsin, o zaman her şey bir şekilde düzelir’ şeklinde bir görüş var.

Bahsettiğim değişim dalgası, değişim arzusu tabandan gelen bir dalga olarak geliyor ve kesinlikle iktidarı değiştirecek. Birinci tipte muhalefet hem meclis çoğunluğunu hem de cumhurbaşkanlığını kazanacak.

Ancak toplumdaki değişim talebini karşılamak için tek başına gücün değişmesi yeterli değildir. Bu dalga seçimden sonra yeni iktidarı zorlayacak ve daha fazla özgürlük ve demokrasi talebi her zaman büyüyecektir.

Mevcut muhalefet yapısında demokratik değişim talebini karşılayabilecek ekip ve perspektif yapısı çok güçlü görünmüyor.

Ancak demokrasiyi demokratik yaşam kültürümüzün bir parçası haline getirebilecek en az 20 yıllık kapsamlı bir demokratikleşme programına ihtiyaç var. Devletten topluma, bireyden tüm sivil ve resmi kurumlara kadar her yerde köklü bir demokratik zihniyet devrimine ihtiyaç vardır. Eğitimden medyaya, yargıdan aileye kadar her yerde uzun soluklu halk eğitimi ve bilinçlendirme projelerine değer verilmezse değişim yüzeysel kalır ve iki üç yıl içinde devlet yeniden sınırlarına çekilir. kendi eski kodları.

Dolayısıyla Türkiye demokratlarının seçimlerden sonra yapacak çok işi var. Politikacılar değişikliği yapmayacak. Siyasilerin sadece yasakları ve değişim baskılarını kaldırması bize yeter. Akademisyenler, sanatçılar, gazeteciler, yazarlar, hukukçular, doktorlar, mühendisler, çalışanlar, kadınlar, sendikalar, meslek odaları ve elbette gençler gerisini demokrasi çabasını artırarak yapabilirler.

Türkiye artık adeta “beyni yıkanmıştır”. Yani Türkiye’nin beyni sayılabilecek tüm aklı başında insanlar ya yurt dışına gittiler ya da içeriden baskılarla susturuldular. Seçimden sonra dağılan beyefendisini bir araya getirmek ve onu değişimin, demokrasi kültürü mücadelesinin öncü gücü haline getirmek gerekecektir.

Sonuç olarak;

Tabanda başlayan değişim dalgası artık durdurulamıyor. Bu dalga seçimden sonra da artarak devam edecek.

Bu değişim dalgası sayesinde muhalefet açık farkla ve birinci türden seçimleri kazanacak.

Kısaca tahminlerim ve görüşlerim bunlar.

Bu vesileyle Karar Gazetesi emekçilerine, yazarlarına ve okuyucularına en içten selamlarımı iletiyor, Ramazan Bayramlarını tebrik ediyor, özgür yarınlarda görüşmek dileğiyle.”

suloglu-haber.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu